Sayfalar

24 Ekim 2026 Cumartesi

bazen böyle söyleniyorum nedense

Söylendim söylendim söylendim söylendim söylendim söylendim söylendim söylendim söylendim söylendim söylendim söylendim söylendim söylendim söylendim söylendim

Söylendim söylendim söylendim söylendim söylendim söylendim söylendim söylendim söylendim söylendim söylendim söylendim söylendim söylendim söylendim söylendim

22 Ekim 2026 Perşembe

ömür alırsın.

-sen bilirsin-

ben okumak değil de yaşamak istiyorum. okumayı yaşamaktan saymıyor muydu? yaşasaydım okumayı bırakırdım. okuduğum için yaşamayı ıskalıyorum. dışarıdaki hayatı kaçırıyorum. dışarıda hayat mı var? okumak niçin içeriyle ilgili? dışarıdan bağımsız mı? okumaya kötü nazarla bakanlar var mı acaba? olumsuz görenler. düşünsene seni asosyal görüyorlar. kitaptan başka bir şey bilmiyor. dışarıdan bakmamak lazım. önyargı krallığı niçin hiç yok olmuyor? oysa tanısan seversin. yine de yaşamaktan yanayım. hayata karışmak istiyorum. sen bilirsin. (roman kahramanları'ndan)

-22 Ekim-

Öğretmenler odasında kitap okumama izin vermeyen güz sineği. Elimdeki kitap ise Cemil Kavukçu'nun "Örümcek Kapanı". Sinek masaya konar konmaz kitabı yapıştırdım üstüne. Operasyon tamam. Kitaba bulaşan kan. Cemil Kavukçu ile böyle bir hatıram olsun istemezdim. Bu arada kitap şahane. Denemelerden oluşuyor. Ama kitapla sinek nasıl öldürülür tarzında bir yazı yok. Olur ya yanlış bir intibaa uyandırmak istemem. Belki blog sayfamı takip eden sinek avcıları vardır. 

-ömür alırsın-

Teoman Durali hoca anlatıyor.

Datça yollarında birlikte yürüdüğü bir Türkmen, hocaya diyor ki,
"Nerede bir koca çınar görürsen ona sarıl. Ondan ömür alırsın."
*
"Halis olan şeyler dile getirilmez." diyor Teoman Durali. Ne güzel bir söz. Bazen dile getiremezsin. Dil devreden çıkar hâl alfabesi devreye girer. O konuşur. Çoğu zaman böyledir sanki.

20 Ekim 2026 Salı

00.16

"Çaresizlik, keder ve korku üzerine yazmak umut, mutluluk ve güven üzerine yazmaktan daha kolay." sayfa 11 Helen Garner, Sarı Defter
*
Mustafa Aplay'ın instagram hikayesinden bir not:
100 Yüze İmza ve Söyleşi
M. Kayahan Özgül hoca ile.

"Platon mesela Mısır'da eğitim görüyor. Platon Mısır'a gitmeden evvel üç özelliği ile tanınıyor:
Birincisi Koşucu. Maratona hazırlanıyor. Her yıl yapılan maraton. Onlar için önemli ya. Maraton koşucusu olmaya hevesli bir koşucu.
İkincisi şair. sonraları şairleri cumhuriyetinden kovacak ama. Şimdilik şair.
Ve üçüncüsü matematikçi."
*
18.10.2026'da ne oldu derseniz;

Kayseri Yağlaması. M'nin eline sağlık.
*
Ekim'de Sefiller'i bitiremeyeceğim galiba. Kasım'da muhtemelen biter. artık azar azar değil de bir yoğun okuma ile hızlandırmalıyım.
*
bugün üç kitap imzaladım. güzel denk gelişler. 19.10.2026

18 Ekim 2026 Pazar

mimozalar


 

"Ruhsal bir yolculuk yapmak istedim. İnsanlar batıya doğru, giden bir yolculuk olduğunu söyledi ama hayır bu yolculuk doğuya doğru yapılan metafiziksel bir yolculuktu. Bazı kültürlerde görebilirsiniz ki çoğu keşif epik materyal bir yolculukta gerçekleşir. Ama bu doğrultuda içsel bir yolculuk da vardır. Örnek olarak Kutsal Kase Arayışı’nı verebilirim. Mimozalar filminde odaklandığım, ruhsal yolculuğun aşamalarıydı. Yolculuğun temelinde kabullenmişlik duygusu vardı. Aynı zamanda bir görevleri de vardı. Ruhsallık her adımda vardır ve her adım bir onaylamadır."  Oliver Laxe 

13 Ekim 2026 Salı

01.22

mekânın poetikası'nı okuyoruz. mekânlar, hayaller, bellekler ve rüyalar. bir sürü kazı çalışması yapıyorsun. biliyor musun dedim ferhat'a hemen hemen bütün rüyalarım esentepe'de geçer. belleğim, rüya bilincim yaşamak olarak çocukluğumun geçtiği mahalleyi seçmiş. ilk gençlik yıllarım da orada geçti. beni bırakmıyor. peşimi bırakmıyor desem daha doğru olacak. evin bütün çekmeceleri, kutuları, dolapları ve olmayan çatı katı. hayallerimin poetikasına yerleşmiyor. ya da yerleştirmek mi istemiyorum bilemedim.

- geçen gün -

esentepe'ye çıkan o yokuş. camiinin aşağısındaki o ilk durak. dört yolun durağı. orda iki otobüsün gelme ihtimali yüksekti. cumartesi pazarı ve bülbüller. ya da çiçekli - esentepe, ticaret lisesi- esentepe.

işte o durağın biraz aşağısındayım. yanımda kim var çıkaramadım ona danişment'ten eve doğru giderken ilkokul arkadaşlarımın evlerini göstererek isimlerini sayıyorum. işte şu ev Sev. şu sokakta Yıld. otuyordu. Yıld. dördüncü sınıfta küme arkadaşımdı ve ilk platonik aşkımdı. saçında beyazlar vardı o yaşta. şurada mur. ve kardeşi fer. oturuyordu. o iki kardeşi çok severdim. nasıl iyi arkadaşlardı. 

bunlara şimdi rüya dışı eklemeler de yaptım. böyle konuşurken yanımdan uzun boylu gençten iki kişi geçiyor. karı kocalar. erkeğin iki kulağında da küpe vardı. bana selam verip beni hatırladığını söyledi. ama ben onu çıkaramadım. kesin dershaneden öğrencim diye düşündüm. 

....

çocukluğumun geçtiği evin bahçesindeyim. elimdeki kürek veya kazma ile toprağın altından irice bir lahana çıkarıyorum. lahana toprağın altında yetişen bir sebze değildi ama rüyada yetişir. 

...

Cihan Ülsen'in "Hüzün Kıyasları"nı okurken karşıma çıktı Cioran'ın sözü. Hatıralar rüya sağanağında damlalardan ibaret. Sayılıdır. Zaman eritmiştir hepsini. Kalanlar ise hüzünlüdür.

"Bir zamanlar kendimizdik; şimdi sadece hatırayız." Emil M. Cioran

Back to the Future  -   Isabella Werkhoven , 2004.

Dutch, b.1969 -