Sayfalar

27 Temmuz 2026 Pazartesi

yirmi altı temmuz ikinbinyirmi6

bugün muzaffer ozak efendinin üç ciltlik "irşâd" kitabını aldım. mutluyum. 

...

son şiire harika, güzel tepkiler geldi. mutluyum.



21 Temmuz 2026 Salı

bugün 21 temmuz

kendimce bir seyahatin günlüğünü tutmak istedim. güzel de başladım. ama yarım kaldı not tutma serüvenim. yolculuğumun programı çok sıkışıktı. bazı parçaları ve duyguları toparlamakta zorlandım. ve otele yorgun argın dönünce elim bir türlü  yazmaya varmadı. tabii bu bahane değil. tembelliğime kılıf uydurmak zorundayım. :) 
--
çok güzel, keyifli, mutlu, hatırası ve rüyası tatlı bir iz bırakan gezi oldu benim için. otobüs yolculuğunun dezavantaları olsa da üstünde çok durmadım. öyle güzel yollardan, anlardan geçtim ki hatırası bir ömür yaşatır. çok uzak bir yakınlığın parçası olmak güzeldi. balkanların içine bırakılmış bir yalnızlık gibi dolaşmak güzeldi. tarih olmak, silinmek ve yeniden doğmak bir göl kenarında, bir mumum titreyen alevinde, bir halveti tekkesinin şadırvanındaki su sesinde, ormanların o yemyeşil renginin içinden geçip sürpriz denizlerin masmavi sularında hatıra olmak güzeldi. şarkılar ve yollar boyunca. teşekkür ederim. allahım. sen diledin.
--
- saraybosna'ya bir bileklik bıraktım. otelden çıkarken unutmuşum.
- kosova'da belediye binasının lavabosuna girdim. meğer yasakmış. uluslararası bir krize neden olabilirdim. :)
- dalgınlıklar yaşadım.
- turda beni koyboldu sandılar. yol arkadaşlarımı tedirgin ettim. otobüse kimseye haber vermeden erken gitmiştim. herkes otelde beni aradı. bu da bir krizdi bence. :)
- birinci murat'ın türbedarı özbek bir teyze beni çok duygulandırdı. bir damla gözyaşı da oraya bıraktım. 
- gül kokladım. incir ağaçlarına selam verdim. taze narların önünde durakladım. otobüsün penceresinden ay çiçeği tarlaları gördüm yanlarından hızlıca geçerken heyecanladım. 
- sivas'a dönüşüm de normal olmadı tabii. ankara'ya otobüsle. ankara'dan da yht ile sivas'a. ben böyle bir yorgunluk görmedim. 
- hasta gittim. iyileştim seyahat boyunca. döndüğüm de yeniden hasta oldum. anca toparlandım.
*
buraya dönmek de güzeldi. çektiğim fotoğrafları instagramda paylaştım ama burası daha bir başka benim için. 




5 Temmuz 2026 Pazar

Bugün 4 Temmuz

4 Temmuz


07:00

Gece çabucak uyumuşum. Sabah yedi gibi kalktım. Kahvaltı yapmak içimden gelmedi; sadece biraz yeşillik yedim. Ben buralarda kesin aç kalırım... Termosuma Çaykur’un sallama çayından demledim. Bosna yolundayız artık.

09:12

Çubuk kraker, birkaç hurma, bolca şarkı ve yollar...

12:35

Dikkatimi çeken şu oldu. Sırbistan toprakları alabildiğine düz bir araziyken, Bosna-Hersek engebeli ve dağlık bir yapıya bürünüyor. Bizim Karadeniz’den hiçbir farkı yok. Kayın ormanları alabildiğine uzanıyor, aralardan dağ köyleri göz kırpıyor. Minareler görmek ne güzel bir duygu.

Çok uzun bir yolculuk yaptık. Bir keresinde Kastamonu’nun Cide ilçesine gitmiştim; Küre Dağları’nı aşarak ulaşmıştık o deniz kıyısına. Uzun, virajlı, engebeli ve bol ormanlı bir yoldu. Bugün neredeyse aynısını yaşadık. Uzun ve yorucu bir yolculuğun ardından ulaştık menzile.

...


Saraybosna, yeşile bürünmüş dağların arasına gizlenmiş bir başkent. Artık iyice turistik bir şehir olmuş. Çarşısı güzeldi; meşhur Boşnak böreğinden yedim, Boşnak kahvesinden içtim, akşamına köftesini de denedik. Ama dürüst olmak gerekirse hiçbiri beni pek heyecanlandırmadı. Fena değillerdi, o kadar.


Asıl etkiyi bırakan şehir değil, şehrin altındaki sessizlikti.


Aliya’nın kabrini ziyaret ettim. Şehitliğin ortasında, üstü açık bir mezar yapılmış. Sade, gösterişten uzak... Şehitlik baştan aşağı hüzün kokan bir yerdi. O mezar taşlarının dik duruşunda bir şey vardı: İnadına beyaz kalmak. Kirli dünyaya karşı hep temiz kalacağız der gibiydi şehitler, zalimlerin yüzüne karşı. Öyle etkileyici, öyle vakur... Hüngür hüngür ağladım içimden.

Türkiye’den buralara savaşmaya gelen ve burada şehit düşen bir ismi aradı gözlerim. Kabri başka bir şehirdeymiş meğer.


Bulamasam da sorun değil; buradan ona da bir selam ve Fatiha yolladım.

...

Saat 01.05.

Uyumam lazım.

Dino Merlin'den 'Aliya' şarkısını dinlemeyeli uzun zaman oldu. Hatırası için burada dursun.





3 Temmuz 2026 Cuma

Bugün 3 Temmuz

21.59

Akşam sekizi yirmi geçe falan Balkan yolculuğu başladı. Bu saate kadar evde oturdum. Biraz Beşiktaş Çarşısı’na çıkıp gezdim. Sahaf buldum. 50 TL'ye Patti Smith'in "Adanmışlık" kitabını aldım. Bu gelişimin hatırası olsun. Küçükyalı'dan M.K. geldi yanıma. Söğütlüçeşme'ye kadar bana eşlik etti.
3 Temmuz

Hava bulutlu, serin.
Ayçiçeği tarlaları yarı uykulu, yarı uyanık...
Kısa süreli koltuk arkadaşım Gülce ile unutulmaz sohbetler yaptık. Sofya’ya girmeden bir tesiste durduk. Otobüse yanıma almak için çay aldım, adam ikram etti. Ani frenle birazı üstüme döküldü; zaten berbat bir çaydı. M. Hoca daha önceden katılmış tura, tecrübelerini anlatıyor. Sofya’ya saat 9.00 gibi indik.
10.35
Buradan 10.35’te kalkıyoruz. Hızlı bir şehir turu yaptık. Marketten kruvasan aldım. Lokantanın camında "helal" yazıyordu, tavuk çorbası içtim ama beğenmedim. Kadı Seyfullah Efendi Camii’ni gezdik; Mimar Sinan eseri, çok güzel bir yapı. Avlusunda Kırcaalili Ahmet Amca ile tanıştım. Çocuklarını hep okutmuş. Dualaşıp ayrıldık. Bu arada  gofretler güzeldi.
...
14.07

Belgrad’a doğru gidiyoruz. Dinlenme tesisinde mercimek çorbası içmek istedim. Tuzlu değil, aşırı tuzluydu; yemek kültürleri böyleymiş. Patatesli börek ve çay ise iyiydi.
22.35

Odaya uzandım, birazdan çay içeceğim. Belgrad'da nokta atışı yerleri gezdik. Kale ve çevresi çok güzeldi. Tuna Nehri ile Sava Nehri’nin birleştiği yeri gördük.
Sırbistan'da Euro geçmiyor. Su ve dondurma alma mücadelemiz görmeye değerdi. :) Sonunda bir döviz bürosu bulduk da işimizi gördük. Yalnız, acayip itici ve sinirli insanlar; adeta yürüyen ruhsuzlar....
Yolda olmak güzel. Uçakla gelsen onca güzel manzarayı kaçıracaksın. Yol boyu bolca mısır ve ayçiçeği tarlaları, orman ve yeşillik eşlik etti bize. Çorak topraklar olarak düşünmüştüm hep buraları; hiç de değilmiş. Yazarım yine.