Sayfalar

3 Ocak 2026 Cumartesi

23.32

bugün 3 ocak;

kar tatilini iyi değerlendimek istedim. klasik filmlerden akira kurosawa'nın "rashomon" filmini tercih ettim. yapım yılına göre düşündüğümde muhteşem olmuş. konusu özellikle. gerçeğin göreceli anlatımı. kime nasıl inanmalıyız. hikayesi güzeldi.

“insanlar kötü şeyleri unutmak ve yalan da olsa iyi şeylere inanmak ister. böylesi daha zahmetsizdir.”

"yalan söylemek insancadır, çoğu zaman kendimize bile dürüst olamayız."

İnsanoğlu zayıftır. Bu yüzden yalan söyler. Hatta kendine bile"

"Bu sefer insanlığa olan inancımı kaybedeceğim."

"Canım vaaz dinlemek istese bile yağmurun sesini dinlemeyi tercih ederim."

*

dışarı çıkmak hiç akıllıca bir davranış değil. öyle bir ayaz vardı ki içime işledi. bir kaç hafta önce mahir tiyatro bileti almış bugün için. elbette gittik. öncesinde pilav üstü tavuk yedim. çorba çok iyi değildi. içmediğimi görünce benden parasını almadı, ısrar etmeme rağmen. ne izledik. "berlin berlin." duvarın doğu tarafını ince bir mizahla gündemlerine almışlar. keyifliydi. 




2 Ocak 2026 Cuma

23.24

2 ocak

pencereden arabaya bakıyorum. üzerindeki karlar temizlenecek. buz tutmuş camlar kazınacak ve ben bunlarıyapmayafenaüşeniyorum. ne diyordunuz coğrafya kader miydi keder miydi? :) 

*

okumadığım büyük eserlerden ikincisini buraya yazmayı unutmuşum. "gazap üzümleri" çok iyi çok çok iyi. sel baskısından okuyorum. 200. sayfaya geldim. bugün öyle miskin miskin takıldım evde sadece az da olsa  bu romanı okudum. 

*

ilk görev yaptığım şehirden kalan sadece bir kişi benimle irtibatını sürdürüyor. ne zaman telefonda görüşsek hep aynı şeyleri konuşuyoruz. hep aynı şeyler. derviş sabrı var ben de. yani hiç düşünmüyor mu bu arkadaşı (yani beni) hep aynı muhabbetle meşgul ediyorum diye. bence düşünmüyor. yorucu. inşallah burayı okumuyordur.

*

pluribus'un birinci sezonu bitti galiba. dokuz bölüm. bugün son iki bölümü izledim. iyi gidiyor bakalım. gelecek sezon neler olacak iyice meraklandım. bahçeye atom bombası getirmek nedir arkadaş :)

*

saat 23.24. sivas eksi 11 derece.

iyi geceler dünya.



1 Ocak 2026 Perşembe

1 0cak

sonunda o şiir kitabı çıkar. dünya sonsuza kadar bahara dönüşür.




"bu hayatta bir kez karşılaşmak için bile sayısız ömür yaşamak gerekirmiş."


...


When Life Gives You Tangerines

  nasıl güzeldin. bitti. 





29 Aralık 2025 Pazartesi

01.34



eskiden dert ederdin gündemine alırdın. bu aylarda bütün sohbet girişlerini havayla bağlantılı olarak başlatırdın. bu sene bir hal var üzerinde. pek ilgini çekmeyen bir kar yağışı var şimdi dışarda. gücüm olsaydı da çıkıp güzelce yürüseydim. gücüm yüreğimden, elimden çekilmiş gibi. yorgun. ya bu kelime de takıntı oldu bende. yorgun. ne çok kullanıyorsun bu kelimeyi, demişti A. hoca. gemerek'te. hiç farkında değilim. yorgunum. çok kullanıyormuşum meğer. tabii olayı şairane bağlamak da bizim işimiz. ismet özel'in ilk şiirinin adı yorgun'muş. demek ki yorgun olarak başladık yaşamaya ve öyle yorgun olarak devam ediyoruz hayata. izlediğim dizide geçen şu söz içime oturdu. "bu hayat benim nefesimi kesti." içime oturduğu gibi gözlerim de doldu fena. eskiden dert ettiğim meselelerimi yavaşça içimde öldürmeye başladım sanki. ağır ağır yok oluyorlar, sessizce çekiliyorlar. ben de çekiliyorum. deli gibi oyalıyorum kendimi. bu hoşuma gitmiyor. nefes alıp yazmak istediğim şiirlerime odaklanmam lazım. ama hep okumak, izlemek, dinlemek isteği. öyle ağır basıyor ki. yıllardan hiçbir beklentim olmadı. takvimlerin, yılların değişmesiyle çok oyalanmadım. geleceğe dair plan, program, hayal, beklenti. yok. bomboş. (kendim için tabii ki. yoksa sevdiklerim için çokça dua ediyorum.) uzaktan kişisel bir gelişimci sesi geliyor: kendini sev! fakat ikibinyirmialtı (bitişik) üçüncü şiir kitabımın çıkacağı yıl olsun isterim. ama ağırdan ilerliyor. yine de isterim. 

dizi de geçen birkaç sözü daha not almışım

"en büyük endişen hemen önünde durandır."

"en büyük neşe kaynağın hemen önünde durandır."