Sayfalar

27 Ocak 2023 Cuma

02:13~ -7°C parçalı bulutlu

sahiden nasıl hissediyorsun, dedi. hislerimin bir önemi var mı ki? bütünüyle özgürlük her yerimi kaplamış bir haldeyim. yine de biliyorum ki çok sürmeyecek. ne yaptığımın farkındayım ama böyle olması gerekiyordu. "böyle olması gerekiyorlar"ı ne çok yaşıyoruz. böyle olması gerekiyor" olmuşuz hep. kaçtıklarımı sayamıyorum kaçtıklarıma ise sığamıyorum. "tam yirmi beş adım biliyor musun?" "nasıl yani?" gözleriyle işaret etti. kafenin kapısından oturduğumuz bu masa işte. yirmi beş adım. 

...

saçlarını kestirmiş. sıkma canını daha gür gelecek, dedim. yüzeysel bir teselliydi benimki telefonda. ama dişlerimi dudağıma geçirdiğimi içimin nasıl bir çığlıkla dolduğunu göstermiyorum. 

...

kahvaltıyı neden sevmediğimi anladım. kahvaltı sevilmez mi ya. ama okula kahvaltısız gittiğim zamanlar ve tatilde evde tek başıma tatsız tuzsuz bi an önce doyma hissi verse de kalksam dediğim o zevksiz anlar. kötü kahvaltıların mutsuzlukla bir ilgisi olmalı. böyle değildim.

...

"Bir şeyi yapma" diye bir özgürlük yoktur; özgürlüğün mutluluğu, kendi sınırlarını aşmak isteyen insanoğlunun yaşadığı gerilimdir, ve insan bu dileğini gerçekleştirmek için kendine en kötü sınırları seçer..... Özgürlüğün kaynağı ise soluk alma eyleminde yatar. Herkes, her havayı soluyabilir: soluk alma özgürlüğü, bugüne kadar gerçek anlamda yıkılmamış tek özgürlüktür." insanın taşrası-e. canetti

26 Ocak 2023 Perşembe

01:38

 günün sonunda yatağa bir cenin pozisyonunda uzandığında. gelmiş geçmiş ne varsa beynime üşüşen ne varsa benimle birlikte neden uyumak istiyorlar. işiniz gücünüz yok mu allah aşkına. beni rahat bırakın modundan çıkmıştım oysa. dengem bile kalmamıştı ki bozasınız, deyip duruyordum. sakinlik arıyordum. ne kadar da boş bir çaba. günün sonunda değil artık. gecenin ucunda. sırtını kalorifer sıcaklığına dayamış elinde bir bardak suya odaklanmış, göz ucuyla pencereden dışarı bakakalmış. arabalar geçiyor ve gece ışıkları. karanlığı yaran soğuk bir sessizliğe öykü bırakmış yoldan geçen aceleyle yürüyen. doğrulup nereye gideceğimi kestiremiyorum. 

24 Ocak 2023 Salı

-4°C çok bulutlu

 soğuk algınlığını gribi abartan erkek cemiyetinin bir üyesi olabilirim. bir tuhaf oluyo insan. üzerime halsizlik çökünce eklemlerim tarifsiz bir şekilde ağrıyınca dünyanın sonuymuş gibi tribe girenlerden olabilirim. ama arkadaş bu öyle bir şey değildi. sinsi sinsi geldi ve asfalt makinesi gibi geçti üzerimden. yine de abartıyor olabilirim. sonuçta bu soğuk algınlığı var ya iğrenç bir hastalık. bir haftamı elimden aldı umarım bir hafta ile yetinirim. 

günler sonra evden dışarı çıktım. kış boyu bizi terk etmeyen güneşli havalardan birisi yaşanıyordu. gölgeler tabii ki soğuktu. yine de sıkı giyindim. yürümek lazımmış. kendime geldim. nereye gideceğim tabii ki kitapçıya. oturduk arkadaşlarla. çok eskiden tanıdığım O.'da gelmişti. unutmak üzerine konuştuk biraz. onlarca kitap okuyoruz neden aklımızda kalmıyor meselesi. yabancı değiliz. bir şeyler söyledim akıllarına yattı. chul han dan bahsettik biraz. üç kitap aldım. güzel indirim yaptılar. kitaplardan sadece biri listemdeydi diğer ikisi de denk geldi. oluyor bazen böyle. hesapta yokken aldığım çok kitap olmuştur. özlem akıncı'nın "deniz bize iyi gelecek" isimli öykü kitabını aldım. notos'tan. alfa'dan çıkan edward said ile bir söyleşi kitabı. tarık ali'ye ait. ve listemde olup uzun zamandır almak istediğim kitap ise dorothy parker'ın "yarın berbat bir gün" isimli toplu öyküleri 1. delidolu yayınları'ndan. sahafa da uğrayacaktım. gözüm kesmedi fazladan yürümeyi. başka bir gün artık. 

mithat cemal kuntay'ın "üç istanbul"unu okuyordum. çok da güzel gidiyordu. tabii rahatsızlanınca bırakmak zorunda kaldım. yani olmuyor okunmuyor işte. yıllar sonra kitabı hatırladığımda bende bırakacağı izin adı "halsizlik anında elimdeki kitap" buydu diyeceğim olmaktan çekinmem. şimdi düşündüm de yine de diyeceğim galiba. olsun. yıllar sonra üç istanbul'u hatırlarsam "vay be okurken ne halsizdim ama" diyeceğim anı şimdiden hatırladım. insanın geleceğe dair bir hatırası olması da güzelmiş. düşünsene yaşanmayanın, şeylerin hatırasını yazıyorsun. belki de hatıra bırakmak illa yaşanılır olmaktan geçmiyordur. benim böyle şeylerim var. yaşamadığım halde beni halden hale sokan hatıralarım. anılarım.