dün üniversite hastanesinin kafesinde annemin sonuçlarını beklerken bir kızın telefona bakıp ağladığını gördüm. bir yakınının sağlık sorunuysa allah'ım sen şifa ver.
...
hesabını dondurmuş. uzun bir süre gelmez galiba. bazen şey düşünüyorum bir gününü nasıl geçirir, merkeze gelir mi, istasyon caddesinde turlar mı, hangi kafede oturur, arkadaşlarıyla keyifli sohbetler yapar mı? düşünürüm.
...
bugün kitap okuduğum kafede koltuğun yanına çektiğim masayı ve sandalyeyi yerine koymadan kalktığımı fark ettim. çok mahcubum şu an. bir sonraki gidişimde özür dilerim artık. dalgınlığıma geldi.
...
selçuk baran'ın günlüklerini ara ara okurum. geçenler de karıştırırken altını çizdiğim paragrafı buraya yazayım istedim. yazarlar ve şairler bazen bu yazdıkları ile yanlış anlaşılmaya müsait işlere imza atarlar. kendi kaderleri ile oynayıp başkalarının kendi hayatlarına bakışını ciddi şekilde etkilerler. yani okuyucu şunu bilmeli. metinlerle yazarın hayatı birebir örtüşmeyebilir. kederli yazar ama hayatı keyiflidir. müthiş macera içeren bir romanı vardır ama hayatı berbattır. gibi. gibi. anlatabildim galiba.
"Defterimi demin okudum. Hep üzüntülü zamanlarımda yazmışım. Biri görse hayatı keder ve karanlık içinde geçen bir insan olduğuma hükmedecek. Halbuki hiç de değil... Hayatımın çoğu neşe içinde geçiyor. Neşelendiğim zaman düşünmeye ihtiyacım olmuyor. Onun için yazmıyorum."
selçuk baran - sayfa 77
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder