4 Temmuz
Çok uzun bir yolculuk yaptık. Bir keresinde Kastamonu’nun Cide ilçesine gitmiştim; Küre Dağları’nı aşarak ulaşmıştık o deniz kıyısına. Uzun, virajlı, engebeli ve bol ormanlı bir yoldu. Bugün neredeyse aynısını yaşadık. Uzun ve yorucu bir yolculuğun ardından ulaştık menzile.
...
Saraybosna, yeşile bürünmüş dağların arasına gizlenmiş bir başkent. Artık iyice turistik bir şehir olmuş. Çarşısı güzeldi; meşhur Boşnak böreğinden yedim, Boşnak kahvesinden içtim, akşamına köftesini de denedik. Ama dürüst olmak gerekirse hiçbiri beni pek heyecanlandırmadı. Fena değillerdi, o kadar.
Asıl etkiyi bırakan şehir değil, şehrin altındaki sessizlikti.
Aliya’nın kabrini ziyaret ettim. Şehitliğin ortasında, üstü açık bir mezar yapılmış. Sade, gösterişten uzak... Şehitlik baştan aşağı hüzün kokan bir yerdi. O mezar taşlarının dik duruşunda bir şey vardı: İnadına beyaz kalmak. Kirli dünyaya karşı hep temiz kalacağız der gibiydi şehitler, zalimlerin yüzüne karşı. Öyle etkileyici, öyle vakur... Hüngür hüngür ağladım içimden.
Türkiye’den buralara savaşmaya gelen ve burada şehit düşen bir ismi aradı gözlerim. Kabri başka bir şehirdeymiş meğer.
Bulamasam da sorun değil; buradan ona da bir selam ve Fatiha yolladım.
...
Saat 01.05.
Uyumam lazım.
Dino Merlin'den 'Aliya' şarkısını dinlemeyeli uzun zaman oldu. Hatırası için burada dursun.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder